Tropikal Pueraria Mirifica Nedir ? Kadın sağlık ve güzellik adına önemi..

Kuzey Tayland yağmur orman tabanında yetişen tropikal yabani bir bitkidir. Bitkinin toprağın altındaki kısmı fitoöstrojen (hormon içermeksizin hormon etkisi gösteren bitkisel kaynak) içerir. Bu etki daidzin, daidzein, genistin, genistein ve puerarin gibi isoflavonlar, miroestrol ve türevleri, beta-sitosterol, stigmasterol, coumestrol, puerarin, mirificoumestan, kwakhurin ve mirifisinden oluşur.

Pueraria mirificanın faydaları ve kulanım şekilleri :

İnsanlarda bu bitki tonik, gıda takviyesi ve kozmetik ürün olarak kullanılır. Pueraria mirificanın sağlık konusundaki yardımcı faydaları aşağıdaki gibi gözlenmiştir :

  1. Bütün dişi cinsiyet karakteristiklerinin korunmasına yardımı
  2. Vücudun yenilenmesine, canlı kılmaya yardımı
  3. Anti menopoz yardımı
  4. Göğüslere güzel görünüm ve  form vermeye hacim kazandırmaya yardımı
  5. Menopoz hastalığının rahatlatılmasına yardımı
  6. Cildin gençleşip güzelleşmesine yardımı
  7. Yaşlanmaya karşı yardımı
  8. Kan dolaşımına yardımı
  9. Hafızayı güçlendirmeye yardımı
  10. İştah açmaya yardımı
  11. Ten renginin güzelleşmesine yardımı
  12. Kırışıklıkların azalmasına yardımı
  13. Katarakt problemlerinin kısmen giderilmesine yardımı
  14. Özellikle göğüs çevresindeki cildi beslemesi
  15. Saçların erken beyazlaşmasıyla savaşması
  16. Saçları yeniden çıkarmaya ve güçlendirmeye, var olanları koyulaştırmaya yardımı
  17. Enerjiyi ve isteği artırmaya yardımı

Dikkat edilmesi gereken noktalar :

Topik uygulama (krem formu)

Pueraria Mirifica içeren kremler (Oestro Cream)

Hamileler, emzirme dönemi kullanımı için doktora danışmalıdırlar. 17-18’li yaşlardan itibaren kullanılabilir. Göğüs üzerine parmak ucu miktarından günde
1-2 kez uygulanabilir. Herhangi bir yan etkiye rastlanmamıştır. Haricen kullanılması, cilt üzerinden tatbik edilmesi sisteme dahil olmaması en büyük avantajdır.

Bilimsel ve toksisite çalışmaları :

Pueraria mirificanın aktivitesi ve meme hücreleri üzerindeki etkilerini inceleyen bir dizi çalışma, Atlanta Georgia, Emory University School of Medicine ve Bankok Tayland Phramongkutklao college of Medicine Obstetriks ve Jinekoloji bölümünde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar Pueraria mirificanın kök ekstraktının in vitro ortamda agresif kanser hücrelerine karşı anti-östrojenik özellik gösterdiğini ortaya çıkardı (özellikle proliferatif östrojen reseptörü- pozitif (ER+) meme kanseri hatları (T47-D, MCF-7, ZR 75-1)) . Bunlar MD Anderson Kanser enstitüsü (Teksas), Ulusal Sağlık Enstitüsünde bulunan Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) nden elde edildi.Pueraria mirifica normal meme hücrelerindeki fibroblastları destekler ve östrojen bağımlı meme kanseri hücrelerini baskılar.(basılmamış yayın)

Birçok maksatlı kişi ve kurum doğal fito östrojenleri sentetik östrojenler gibi göstermeye çalışmakta, kısıtlı miktarlarda üretilebilen, bu değerli bitki özlerini, faydalı olmalarına rağmen, yüksek maliyetlerinden dolayı, sadece çok pahalı doğal kozmetik güzellik ürünlerinde kullanmaktalar.

İnsan üzerinde  yapılan testler :

Miroestrol insan üzerinde de test edilmiş ve 1961 de etkili bir östrojen etkisi olduğu rapor edilmiştir. Tayvanlı bir doktor 1941 de ham ekstraktı hastalarında test etmiştir. Sonuçlar bu bitkinin uygulanması konusunda umut vaat etmiştir.

Cilt testi:

6 adet dişi albino faresinin tüyleri kırpıldı ve %0,1 oranında pueraria mirifica enjekte edildi. Testler tamamlandı ve ciltte herhangi bir allerjik reaksiyon görülmedi. Bu dermal yayılmanın ciltte dermal iritasyona yol açmadığı görüldü. Dolayısıyla, bu bitki kozmetik ürünlerde allerji yapmadığı için kullanılabilir.

Pueraria Mirifica üzerinde yapılan araştırma ve çalışmalar :

Yapılan çalışmalarda 9 yıl boyunca kimyasal analizler, doku kültürü, kitle yayılması, kültür gelişimi, üretim, ürün gelişimi ve test aşaması gibi pek çok aşama kullanılmıştır. Sonuçlar, seçilen Pueraria mirificanın yüksek oranda isoflovan içerdiğini, yüksek antimutajenik etkilerinin yanı sıra insan meme kanser hücreleri üzerindeki yüksek öldürücü etkisi olduğunu göstermiştir. Günümüzde beslenme uzmanları tüketicilere post menopoz dönemindeki kadınlara ve hormon dengesizliği olanlara kanserden korunmak amacıyla düzenli olarak isoflovan kullanmalarını öneriyorlar.

Pueraria Mirificada bulunan miroestrol ve türevlerinin yararları :

Miroestrol ve türevleri göğüslerin büyümesi ve meme dokusunun şekillenmesi gibi çeşitli dokularda östrojenik ve mamojenik etkiyi yükselten çok kıymetli kimyasallardır.

Soya ve pueraria mirifica arasındaki fark :

Batıda sağlık için kullanılan bir bitki olan soya, düşük oranda fitoöstrojen içerir. Miroestrol ve türevlerini ise içermez. Vücuda olan faydası pueraria mirificaya oranla daha azdır. Araştırmacılar bu kimyasalların meme kanserine, prostat hiper plazisine, kolon kanserine, ve osteoporoza karşı güçlü birer kimyasallar olduğunu doğrulamaktadırlar. Bunun yanı sıra kardiyovasküler hastalıklara da kandaki kolesterolü düşürerek yardımcı olur ve menopoz dönemindeki sendromlara karşı etkilidir.

Pueraria Mirificanın uygulanması :

Pueraria mirifica ekstraktı içeren Oestro Cream kadınlarda hücre yenilenmesini ve göğüs hatlarının güzelleşmesine form kazanmasına dolgunlaşmasına yardımcı olacak şekilde düzenlenmiş bir üründür. Pueraria mirifica insan da bulunan östrojeni taklit eder. Bu yüzden, uygulandığı zaman vücutta kaybedilen östrojeni tamamlar ve spesifik bölgede hücre yenilenmesi sağlar.

Aktif maddeler

Pueraria mirifica tuber ekstraktı ve MediLynk TM Transdermal taşıyıcılar

Endikasyon

Göğüs ölçüsündeki gözle görülür dolgunlaşma ile birlikte elastikiyetinde,
renginde ve neminde iyileşmeye yardımcı olur

Göğüs gelişiminin mekanizması

Genç bir kız ergenliğe girerken, overleri östrojen salgılamaya başlar ki bu da göğüslerde büyüme gibi vücutta pek çok değişikliğe sebep olur. Göğsün bağ dokularında yağ birikmeye başlar ve kanallar büyümeye başlar. Bir kadın menapoza girdiğinde, östrojen miktarı belirgin şekilde düşer. Bu düşüşle birlikte göğsün beze dokusunda da azalma olur. Göğsün bağ dokusu nemini ve elastikiyetini kaybeder. Bu, kadının yaşıyla orantılı olarak göğüslerin sarkmasına yol açar.

Göğüslerin boyutunda östrojenin etkisi: muhtemel mekanizmalar

Östrojenin göğüs gelişimindeki etkisi henüz tamamen anlaşılamamıştır. Göğüsteki pek çok hücre tipi östrojene cevap vermektedir. Östradiol Er? ve Erß reseptörlerine tutunup hücrelerde hareket eder. Östradiol tarafından indüklenen yağ hücrelerinin birikimi, östradiolün ?2a adrenalin reseptörlerinin sayısını artıran adipositlerdeki (yağ hücreleri) Er? reseptörlerine tutunmasıyla açıklanabilir. Bu reseptörler lipolisi bloke eder ve yağ birikimine izin verir. Daha sonra östrojen hareketi adipos doku gelişimi ile sonuçlanır bu da göğüslerin büyümesini sağlar. Şans eseri, yağ dokusundaki bu artış östrojenin fibroblastların üzerinde bir etki yaratır. Fibroblastlar, göğsün sıkılığını sağlayan kolajen liflerinin sentezini yapan hücrelerdir. Östrojen aynı zamanda süt kanallarını bçmlendiren epitel hücrelerin büyümesini uyarır böylece kanal sistemini ve bağlanma oranını geliştirir. İlginçtir ki, östrojen CGRP adlı bir faktörü salgılayan sinir hücrelerinin büyümesini uyarır. CGRP hücre metabolizması ve emzirme sırasında süt oluşumu için kullanılan besin maddelerinin taşınması için gerekli olan kan akışını artırıcı etkiye sahip vazodilator işleve sahiptir. Özetle, östrojenler göğüs dokusunu harekete geçirir, bu da göğüsün uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlar.

Östrojenlerin cilt yaşlanmasının geciktirilmesindeki etkileri :

Östrojenler, epidermisdeki hücre büyümesini, kolajen (dermisin temel protein yapısı) sentezini, ve hyaluronik asit (dermisin hidrasyonu için ana bileşen) sentezini çoğaltır. Östrojenler aynı zamanda yağ bezlerinin aktivitesini ve boyutunu azaltır. Buna karşın, anrojenler yağ bezlerinin aktivitesini ve boyutunu büyüten, yağ üretimini artıran, ve dermisdeki kolajeni azaltan enzimlerin üretimini artıran hormonlardır. Östrojenler spesifik reseptörlere bağlanarak cilt hücrelerini direkt olarak etkiledikleri gibi erkeklik hormonu olan androjenlerin negatif etkilerini sınırlarlar. Menapozdan sonra, östrojen sirkulasyonu düşer ve androjene karşı olan etkisi zamanla kaybolmaya başlar. Bu yüzden, cildin yaşlanması hızlanır. Östrojenle yapılan hormon tedavisi genç cildin korunmasında yardımcı olabilir.

Fitomediatör mekanizma (Bitkisel Mediatör)  :

Bitki bazlı mediatörler ilk defa 1933 yılında ayrıştırılmıştır. 1950 de 100den fazla bitkinin reseptör-aktivatör etkileri ortaya çıkarılmıştır. Kozmetik endüstrisinde, epidermis reseptörleri üzerinde çalışan cilt bakım ürünleri cilt yaşlanmasını geciktirme, kırışıklıkları azaltma ve göğüsleri büyütme gibi durumlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Fitomediatörlerle yapılan çalışmalar östrojenik aktivitelere benzer cildi yenileyici etkiler göstermiştir.
Izoflavonlar en önemli fitomediatörlerden biridir ve östrojenle benzer kimyasal yapıya sahiptirler. Östrojen aktivitesini artıran ya da baskılayan östrojen receptörlerine bağlanırlar. Izoflavonların beta östrojen reseptörüne (Erß), alfa östrojen reseptörüne (Er?) nazaran daha güçlü bağlandığı görülmüştür. Bu durum, sağlık riski olmadan östrojenden faydalanmayı sağlar. Buna ek olarak, isoflavonların hareketi diğer güvenli, yararlı ve sinerjik olarak çalışan fito kimyasallarla birlikte olur.

Puereria mirificadan ayrıştırılan gençleştirici doğal içerikler :

Puereria mirifica
Taylanda özgü yerli bir bitkidir ve Taycada Kwao Kreu Khao olarak bilinir. Papilonaceae familyasının alt grubu olan Leguminosae familyasından gelir. Purearin, daidzein,daidzin,genistein ve genistin (en yüksek östrojenik aktiviteye sahip isoflavonlardır) gibi aktif maddeler bitkinin yumrulu kökünde bulunur.

Geleneksel olarak Kuzey Tayland’da Tay kadınları tarafından bu bitki düzenli olarak kullanılır. Kökler dilimlenip güneşte kurutulur. Toz haline getirilip balla karıştırılır.Biber tanesi şekli verilir. 3-6 ay boyunca her gece bir kere alınan tabletler şaşırtıcı özellikle sahiptirler. Bunlar (1) göğüste sıkılaşma ve büyüme (2)deride kolajen ve elastin sentezinin uyarılması (3) bağ dokularının yeniden yapılanması ve (4) derinin nemlenip yumuşaması olarak bildirilmiştir. Uzun süreli kullanımda Tayland Sağlık Bakanlığı herhangi bir alerjik reaksiyon gözlememiştir.

Klinik değerlendirmeler :

Puereria mirifica
nın derinin biyokimyasal özellikleri üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi Kozmetik Araştırma Enstitüsü tarafından (Mahidol Üniversitesi,Tayland) gerçekleştirildi. 20 denek içinde %5 oranında Puereria mirifica bulunan kremden her gün bir kere göğüslerine uyguladı. 4 hafta sonra göğüs büyüklüklerinde gözle görülür gelişmeler saptandı. Aynı zamanda deri elastikiyeti, açıklığı ve nemi konusunda da bütün deneklerde gelişme görüldü.

MediLynk TM Oestro Cream Medylynk™ Transdermal Taşıyıcılar (TDV) içeren, taşıyıcı olarak doğal yağları kullanan tescilli bir teknoloji platformudur. Bu taşıyıcılar ve aktif maddeler güvenli ve doğal bir ortamda yüksek yükleme oluştururken aynı zamanda son derece stabildirler. MedyLynk™ TDV’nin hem yağ hem de suda çözünen aktif maddelerin taşınmasında etkili olduğu kanıtlanmıştır. MediLynk TM Oestro Cream in içindeki Puraria mirificanın (%10w/w) kozmetik özellikleri ve yararları MedyLynk™ TDV (% 5 w/w) ile güçlendirilmiştir.

Göğüs gelişimi & Toparlanma
Göğüs gelişimi (Measuring Tape)

Kolajen & Elastin sentezi
Cild elastikiyeti (Cutometer


Hafta


Hafta

Epidermis hücre yenilenmesi
Cild parlaklığı (Mexameter)

Cildin nem ve yumuşaklığı
Nemlendirme (Corneometer)



Hafta



Hafta

4 hafta sonra göğüs büyüklüklerinde ve şeklinde gözle görülür gelişmeler saptandı. Aynı zamanda deri elastikiyeti, açıklığı ve nemi konusunda da bütün deneklerde gelişme görüldü.

Tayland Sağlık Bakanlığı Ulusal Dermatoloji Enstitüsü insan cildi üzerinde uzun süreli araştırmalar sonunda herhangi bir  alerjik reaksiyona rastlamamıştır.

Doğal bitkisel östrojen ile sentetik östrojen farkı;

Günlük yaşantımızda kadın erkek gıda olarak tükettiğimiz maydanoz, fasulye, mısır, hatta patatesin fitoöstrojen olduğunu biliyor muydunuz?

Kadın vücudu tarafından ergenlik döneminden itibaren üretilmeye başlana östrojen dünyaca mucize güzellik hormonu olarak da bilinir. Birçok yaşamsal fonksiyonun işlemesini sağlar.

Sentetik madde veya toksik ( zehirli ) gibi gösterilmeye çalışılan fitoöstrojenler yarım asırdan fazladır bilimsel olarak araştırılmış faydaları ortaya konmuştur.

Sentetik östrojen laboratuar ortamında üretilmiş sentetik hormonlar ( HRT hormon ramplasman tedavisinde ilaç ) premenopoz ve menopoz döneminde azalan östrojeni tamamlama amaçlı.

Fitoöstrojen ( Phytosrogens ) kadın vücudunun ürettiği doğal östrojen molekül yapısına tıpatıp benzer yapıda molekül ihtiva eden bitkilerdir.

Fitoöstrojenler hormon olamamsına rağmen bitkisel östrojen olarak da adlandırılır. Östrojeni taklit ederler. Doğal molaküler yapı vücut tarafından böbrek üstü bezler aracılığı ile idrarla kolayca atılır.

Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bir çalışma fitoöstrojenlerin sıklıkla tüketildiği doğu ve uzak doğu ülkelerinde göğüs kanserine yakalanma oranlarının dünyanın gelişmiş batı ülkelerine oranla 4 kat daha az olduğunu ortaya kaoymuştur.

Yine yapılan farklı bilimsel araştırmalarda premenopoz ve menopoz dönemi sendromlarının dünyanın doğusunda batısına oranla daha hafif seyrettiğinden bahsedilmektedir.

Fitoöstrojenlerin doğal bitkisel kaynaklar olarak kadın vücudunda östrojen gibi davranırken doğal yapıları ile sentetik östrojen yerine bilim adamları tarafından tüketilmesinin tavsiye edildiği bilinmektedir.

Bitkisel hormon (fitoöstrojen) nedir ? Kanserden korur mu ?

Bitkisel hormon (fitoöstrojen) nedir ?

Kırsal yörelerde hayvan yetiştiriciler; bazı tür yonca yiyen atların tüylerinin çok parlak bir hale geldiğine, keza bazı tür bitkileri yiyen koyunların seksüel davranışlarının değiştiğine tanık olmuşlardır. Her iki olayın da nedeni bitkilerde bulunan hormon benzeri maddelerdir. Bitkisel hormonlar östrojen hormonuna benzer yapıda bitkisel maddelerdir. fitoöstrojenler (fito=bitki) insanlarda vücut östrojeninin etkisine benzer, ancak daha zayıf etki gösterirler. Fitoöstrojenlerin en yaygın ve önemli iki grubu izoflavon'lar ve lignan'lardır. İzoflavon'lar özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze, çay ve şarapta bulunur. Lignan grubu ise daha yaygındır. Tüm tahıl ürünleri, tohumlar (keten tohumu, susam, ay çekirdeği), zeytin gibi yağlı yemişler, yer fıstığı, kiraz, şeftali, erik, elma, armut, havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen, şerbetçi otu, lignan içerir. Bira yapımında kullanılan şerbetçiotundan dolayı bira lignan'dan zengindir. Şerbetçiotu tarlalarında çalışan kadınlarda fitoöstrojenin etkisine bağlı adet kanamalarının düzeninde değişmeler görülür. İsoflavon'lar ve lignan'lar güçlü antioksidandır. Kötü kolesterolün (LDL) oksitlenmesini azaltır. Vücudun antioksidan enzimlerini aktive eder. İsoflavon'lar ve lignan'ların her ikisinin de kolesterol metabolizmasını iyileştirici etkileri vardır. Her iki fitoöstrojenin kalp ve damar koruyucu fonksiyonu çok sayıda bilimsel araştırma ile kesinleşmiştir. Soya ürünlerindeki isaflavon kötü kolesterolü (LDL) yaklaşık yüzde 15 düşürmekte, iyi kolesterolü (HDL) artırmakta ve kanın akışkanlığını iyileştirmektedir. Böylece damar duvarlarının esnekliğini iyileştirdiğinden damar kireçlenmesi ve kalp enfarktüsünden de korumaktadır. Fitoöstrojen içeren besinleri bol tüketen ya da fitoöstrojen tableti alanlarda yeterli bedensel aktivitenin de olması halinde osteoporozdan da belirli ölçüde korunma olmaktadır.

 

Kanserden korur mu ?

PROF. DR. Herman Adlercreutz, kanser problemini çözmek istiyorsak beyaz ekmek yerine tahıl ekmeği yememiz gerektiğini söylüyor

Ünlü fitohormon araştırıcı Prof. Herman Adlercreutz 10 yıl önce şu öneride bulunmuştu: Eğer kanser problemini çözmek istiyorsak geçmişe gitmeliyiz ve tekrar beyaz ekmek ya da tost ekmeği yerine tam tahıl ekmeği yemeliyiz. Asya ülkeleri insanlarında yalnızca kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığının değil, ayrıca meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri görülme sıklığının da az olması; soya gibi östrojen ve diğer koruyucu maddeleri içeren bitkisel besinlerin bol tüketilmesine bağlıdır. Örneğin yemlerine yüzde 5 oranında keten tohumu katılmış olan hayvanlarda da tümör gelişiminin etkin bir biçimde azaldığı saptanmıştır. Meme ve rahim kanseri riski yüksek olan kadınlarda (yakın akrabalarında kanser olguları olanlar) fitoöstrojenler tercih edilmektedir. Fitoöstrojenler, östrojen reseptörlerine (özel algılayıcı) bağlanarak bunları bloke ederler. Vücutta aşırı östrojen yapımı varsa bu östrojenlerin etkilerini gösterebilmeleri için özel reseptörlerine bağlanmasını önlerler. Böylece vücut östrojenlerinin aktivitesini azaltarak, aşırı östrojenin neden olabileceği yan etkileri engellerler. Vücutta yeterli östrojen olmadığında da östrojen reseptörlerine bağlanan fitoöstrojenler zayıf da olsa bir miktar östrojenik aktivite gösterirler. Ancak meme kanseri var olan bir kimseye fitoöstrojen verilmemelidir. İdeal bir anti-aging tedavisinde ömür boyu hormon desteği olmalıdır. Örneğin bir kadın menopoz şikayetlerinin aşırı olduğu ilk yıllarda doğal yumurtalık hormonları ile tedavi edilir. Sonra doğal östrojenle fitoöstrojenler kombine edilebilir. Daha sonra hafif etkili fitoöstrojenlere geçmelidir. Şu var ki, gerek konvensiyonel hormonlar, gerekse fitoöstrojenlerin kadında uygulanabilirliğine ve dozuna kesin kararı doktor vermelidir. Fitoöstrojen prostat büyümesi ve prostat kanserinden de korumaktadır. Demek ki fitoöstrojenden zengin besinleri tüketmekle vücudun kendi hormonları desteklenir ve hormon eksikliğine bağlı olumsuzluklar önlenebilir. Ancak tek başına beslenme yoluyla fitohormonlar menopoz yakınmaları ve sorunlarını gidermeye yetmeyebilir. Bu durumda ek olarak alınan fitoöstrojen tabletleri kemik, kalp-damar, cilt sağlığı ve iyi işleyen bir metabolizma için büyük yarar sağlar.
 

Kaynak : http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/08/cp/iyi101-20050102-102.html
 

Doğanın mucize bitkileri hayatınızı kurtaracak

Kanser ve kalp gibi hastalıklar vitamin, mineral ve bitkisel kimyasallar az tüketildiği için Asya'ya oranla Batı'da daha sık görülüyor. Soya gibi bitkisel hormonlar bu hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.

Meme kanseri Asya ülkelerinde Amerika'ya göre dörtte bir oranındadır. Menopoz şikayetleri de Asya kadınlarında nadiren olmaktadır. Ayrıca kalp hastalıkları ve damar kireçlenmesi de batı ülkelerine göre çok daha azdır. Acaba tüm bu hastalıkların az görülmesinin nedeni nedir? Uzakdoğu insanlarının beslenmeleri batıdan farklıdır. Bu insanlar protein gereksinimlerinin büyük bir kısmını soyadan karşılamaktadır. Soya, bitkisel hormondan (östrojenden) zengin bir bitkidir. Batı ülkelerinde meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, prostat kanseri ve koroner kalp hastalıklarının Uzakdoğu ülkelerine göre giderek arttığı bir gerçektir. Bilimsel araştırmalar, bu Batı hastalıklarının ana nedeninin vitamin, mineral ve bitkisel kimyasallardan fakir, fazla yağlı aşırı besin tüketimi olduğunu ortaya koymaktadır. Uzakdoğu ülkelerinde balık dışında hayvansal yağ tüketimi önemsiz ölçülerdedir. İnsanlar taze sebze, pirinç ve soya ürünlerini bol tüketmektedirler. Bu besinlerin özelliği, bitkisel hormon içermeleridir.

Kaynak : http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/08/cp/iyi101-20050102-102.html

Fitoöstrojenlerin menopoz semptomlarına etkileri

Menopoz dünyada tüm kadınlarda görülen bir olay olsa da, semptomlarının görülme oranı ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Yapılan bir çok çalışma menopoz semptomlarının özellikle de ateş basmasının Batı toplumlarında Asya toplumlarına kıyasla daha sık görüldüğüne işaret etmektedir. Batı ülkelerinde menopozal kadınların %80’inde ateş basması ve terlemeler görülürken, bu oranın Filipinlerde %60, Singapur da ise %19.6 olduğu gösterilmiştir. Başka bir çalışma ateş basması eğiliminin Batı toplumunda yaşayan kadınlarda %70-80, Asyalı kadınlarda ise sadece %10-20 oranında olduğunu göstermektedir.

Menopozun ilk dönemlerinde görülen ateş basması, gece terlemeleri, uyku düzensizliği gibi vasomotor semptomların görülme prevelansının Asya’da daha az olması birçok in vitro ve in vivo insan ve hayvan araştırmalarını beraberinde getirmiştir. Bu sonucu 2 teori açıklamaktadır. İlki kültürel faktörler, diğeri ise geleneksel diyetler. Asyalı kadınların geleneksel diyetleri ile fazla miktarlarda aldıkları zayıf östrojenik bileşiklerin etkisinin önemli olabileceği düşünülmektedir.

Adlercreutz ve arkadaşları Japon kadınların, Amerikan ve Finli kadınlara kıyasla 10-100 kat daha fazla fitoöstrojen tükettiklerini açıklamışlardır. Bunun sonucunda diyet fitoöstrojenlerinin menopoz semptomlarını hafiflettiği kanısına varılmıştır. Bu sonuçlar hormon yerine koyma tedavisi (HRT) almak istemeyen, bunun yerine menopoz semptomları için alternatif terapi yöntemleri arayan menopozal kadınlar için fitoöstrojen tüketimi bir alternatif olabileceği savunulmaktadır.

Sıcak basması, östrojen kullanımının azalmasına bağlı olarak santral termoregülatör sistemin disfonksiyonuyla ilişkili menopozun en sık görülen primer semptomudur. Menopoz semptomları üzerine yapılan araştırmaların çoğu ateş basması üzerinde yoğunlaşmıştır.

Fitoöstrojen suplementasyonun ana sebebi peri ve post menopozal kadınlarda menopoz vasomotor semptomlarının azaltılmasına yöneliktir. Soya isoflavonlarının bu etkisinin menopozda hormanal seviyeleri değiştirmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Yapılan bir çalışmada 60 mg soya protein isolatı alan postmenopozal kadında sıcak basmalarının %45 oranında azaldığı kaydedilmiştir.

2000 yılında yapılan bir çalışmada ise 177 postmenopozal kadına uygulanan 50 mg total soya isofalvonunun ateş basması sıklığını ve şiddetini ilk 2 haftada düşürürken, 4 haftanın sonunda placebo grubunda bir değişikliğin olmadığı açıklanmıştır.

Markıs ve arkadaşlarının Avustralya da 58 postmenopozal kadın üzerinde yürüttüğü bir çalışmada günde 45 g soya ununun sıcak basmalarını %40, buğday ununun ise %25 oranında azalttığını saptanmış, soya unuyla oluşan azalmanın buğday unuyla oluşan azalmadan 6 hafta önce gerçekleştiği açıklanmıştır.

Albertazzi ve arkadaşlarının 104 postmenopozal kadın üzerinde yürüttükleri bir çalışmada 60 g soya protein izolatı tüketen 104 postmenopozal kadında ateş basmasının 3 haftada %26, 4 haftada %33, 12. haftanın sonunda ise placebo nun %30 iken % 45 oranında azaldığı saptanmış.

Bir başka çalışmada 145 postmenopozal kadın üzerinde 12 hafta soya fitoöstrojenlerinden zengin diyet tüketiminin menopozal semptomlar, fitoöstrojenlerin serum düzeyleri, ve seks hormon bağlayıcı globulin (SHBG) nin seviyeleri incelenmiş. Control grubuna kıyasla fitoöstrojenlerin serum seviyeleri artmış, sıcak basması, vajinal kuruluk gibi menopozal semptomlarda azalma görülmüş ve serum SHBG nin önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir.

77 postmenopozal kadın üzerinde yapılan bir araştırmada ise 70mg daidezein ve genisteinin sıcak basmalarını %61 oranında azalttığı, placebo da ise %21 azaldığı açıklanmıştır.

Soya kullanımı ile ilgili en önemli düşüncelerden biri ise, menopozal kadınlarda diğer yaygın risk faktörlerine karşı yararlı etkileri olmasıdır. Bir çok çalışma menapoz semptomları için kullanılan östrojen yerine koyma tedavisinin endometriyal hücre proliferasyonunu arttırıp endometriyal kanser riskini arttırdığı, ve serum trigliserit seviyelerini yükselttiğini açıklamaktadır. Bunun yanında, isoflavonlardan zengin soya proteini ve isoflavon isolatlarının endometriyum hücre proliferasyonuna bir etkisininin olmadığı, çeşitli kanser türlerini önlemeye yardımcı olabileceği, trombin oluşumunu ve platelet agregasyonunu inhibe edip aterosiklerosisi önleyebileceği söylenmektedir.

Her ne kadar fitoöstrojenlerin menopoz semptomları üzerine olumlu etkilerini açıklayan çalışmalar olsa da bunlarının hala sayıca yetersiz ve net olmaması yeni ve uzun dönem çalışmaların yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

KAYNAKLAR

1. Patricia Leon, Peter Chedravi, Luis Hidalgo, Fernando Ortiz. Perceptions andd attitudes toward the menopause among middle aged women from Guayaquil, Ecuador. Maturitas 57: 233-238, 2007.
2. Bih – Ching Shu, Wei – Ming Luh, Shih – Ming Li, Shin – Yi Lu. Self concept and menopause among mid-life women: A survey in southern Taiwan. Maturitas 57: 132-138, 2007.
3. Seveine Sabia, Agnes Fournier, Syluie Mersine. Risk of onset of menopausal symptoms in periods surrounding menopause. Maturitas 58: 340-347, 2007.
4. Judith Wylie – Rosett. Menopause, micronutrients and hormone therapy. Am J Clin Nutr 81: 1223-31, 2005.
5. John Eden, Fracog, Mrcog, Crei, Phytoestrogens and the menopause. Bailliere’s Clinical Endocrinology and Metabolism, Vol.12, No.4, 1998.
6. Hazel A. Philp, Lac. Hot flashes _ a review of the literature on alternative and complementary treatment approaches. Altern Med Rev 8 (3): 284-302, 2003.
7. Jae Seok Hong, Sang – Wook Yi, Hee Chung Kang, Sun Ha Jee, Hyung Gon Kang, Gombojav Bayasgalan, Heechoul Ohrr. Age at menopause and cause – specşfşc mortality in South Korean women: Kangwha Cohort Study. Maturitas 56: 411-419, 2007.
8. Barbara B. Sherwin. Estrogen and cognitive functioning in women. Endocrine reviews 24 (2): 133-151, 2003.
9. M. Gina Glazier, Marjorie A. Bowman. A review of the Evidence for the use of phytoestrogens as a replacement for traditional estrogen replacement therapy. Arch Intern Med. 161: 1161-1172, 2001.
10. Jeffrey A. Jice, Bruce Ettinger, Kris Ensud. Phytoestrogens supplement fort he treatment of hot flashes: The ısoflavone clover extract (ICE) study. JAMA 290: 207-214, 2003.
11. Amnon Brzezinski, Ayelet Debi. Phytoestrogens: The " natural " selective estrogen receptor modulators? Europen Journal of Obstetrics & Gynecology and Reproductive Biology 85: 47-51, 1999.

Dyt. Asuman AKÇAY

 Kaynak : http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_2178.htm

Östrojen nedir ? Östrojen hormonunun görevleri nelerdir ?

Östrojen Hormonu, üreme dönemindeki kadınlarda, yumurtalıklar da üretilerek, salgılanan hormondur.

Östrojen kadınlık hormonudur.

Östrojen hormonu hem erkek hem kadınlarda bulunmakla beraber, üreme yaşında kadınlarda seviyeleri çok daha yüksektir.

Östrojen hormonunun kadın organizmasındaki etki ve işlevlerini şöyle sıralayabiliriz:

* Östrojen hormonunun etkisi ile, Ergenlik çağında vücudun hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH hormonları genç kızlarda yumurtalıkları uyararak östrojen salgısını başlatır.

* Östrojen hormonunun etkisi ile, genç kızlarda, boy uzaması, erkeklere nazaran ergenliğin başında başlar, hızlı olur ve daha çabuk biter.

* Östrojen hormonunun etkisi ile, genital bölgede kıllanma, kalça bölgesinde yağlanma, memelerde büyüme, meme başının renginde koyulaşma ve gelişme görülür.

* Östrojen hormonunun etkisi ile, Genç kızlarda vücut hatları yuvarlaklaşır, meme ve kalçalar dolgunlaşır.

* Östrojen hormonunun etkisi ile, yumurtalıkların hacmi artar, rahim iç ve dıştan kalınlaşır, vagina boy olarak uzar ve içindeki hücreler kayganlığı sağlayan mukus maddesini salgılar.

* Östrojen hormonunun etkisi ile, kadınlarda ergenliğin son noktası olarak adet kanaması gerçekleşir ve bununla beraber boy büyümesi durur.

* Östrojen hormonu, Progesteron hormonu ile belirli bir düzen içinde çalışır. Adetin ilk iki haftasında östrojen salgılanıp, rahmi büyütür ve yumurtanın oluşmasında rol oynar. Adet döneminin son iki haftasında progesteron salgılanarak rahim salgılarını arttırır, eğer bu dönemde hamilelik gerçekleşirse progesteron rahmi hamileliğe hazırlar, gebelik oluşmaz ise progesteron adet kanaması, mens oluşmasına yol açar.

Kaynak : http://www.evdekieczane.net/ostrojen-nedir-ostrojen-hormonunun-gorevleri-nelerdir.htm

Kadınlarda östrojen eksikliği ne yapar ?

Östrojen hormonu, erkeklerde de olmasına rağmen, bir kadınlık hormonudur. Kadınlarda Östrojen hormonu eksildiğinde, çeşitli rahatsızlıklar ve sıkıntılar oluşur.

Kadınlarda, Östrojen hormonu eksildiğinde, en önemli sıkıntı, menopoz, kemik erimesi olmakla beraber, psikolojik, ruhsal bütün denge bozulur.

Kadında Östrojen hormon eksildiği zaman, menopoz sonrası görülen sıkıntılar ortaya çıkar. Bu sıkıntıları 4 gurupta toplayabiliriz.

1- İdrar yolları ve kadın üreme organlarında, rahatsızlıklar oluşur.

İdrar yollarında , yanma, idrar kaçırma, sık,sık idrara çıkma gibi.

Vajinada kuruluk, vajinada sarkma, cinsel ilişki esnasında ağrı, kaşıntı ve darlık olur. Cinsel isteksizlik ve cinsel ilişkiden zevk almama sonuçlarını doğurur.

2- Kalp damar sisteminde, rahatsızlıklar oluşur.

Östrojenin kalp krizine karşı koruyucu etkisi vardır. Menopozdan önce kadınların, erkeklere göre, 20 yıl avantajı vardır. Çünkü, östrojen hormonu, kolesterol değerleri üzerinde olumlu etki yapar. Ancak menopozdan sonra bu avantaj kaybolur. 60 yaşına gelindiğinde, kötü kolesterol değerleri, kadınlarda daha yüksek çıkar.

3- Kemik erimesi, ( ostereporoz) ortaya çıkar.

Östrojen eksikliğinin en ciddi sıkıntısıdır.

4- Psikolojik dengesizlikler oluşur.

Ateş basması, terleme, sinirlilik, halsizlik, iştahsızlık, dikkat kaybı, seksüel istek azlığı, gibi.

Bu belirtiler, 40 yaşından önce görülürse,  kadın erken menopaza girebilir.

Östrojen eksikliği, kadınlarda, memelerde küçülme,ciltte kırışıklık ve saç dökülmesi de yapar.

Kaynak : http://www.evdekieczane.net/kadinlarda-ostrojen-eksikligi-ne-yapar.htm

Kadınlarda östrojen fazlalığı ne yapar ?

Östrojen Hormonu Fazlalaştığında veya Arttığında, Ne Olur? Kadınlarda, Östrojen Hormonu Artarsa Neler Olur? Östrojen Fazlalığı, Kadınlarda Ne Gibi Şikayetler, Sorunlar, Oluşturur?

Hormon değerleri, kan tahlili ile belli olmaktadır. Östrojen hormonunun eksikliği bir dert, fazlalığı da, ayrı bir dert. Kadınlar için bu hormon çok önemlidir. Dengede tutulması gerekir. Aksi halde, bu hormon kadınların dengesini bozar.

Kanda, Kadınlık hormonu, Östrojen değeri, yüksek çıkmış ise, kadınlarda çeşitli rahatsızlıklar ve hastalıklar oluşur.

Östrojen Hormonu Fazlalaştığında, Kadında Oluşan Sorunlar;

* Yumurtalık faaliyetleri bozulur, Polikistik Over hastalığı ortaya çıkar. Polikistik Over Sendromunda, düzenli aylık yumurtlama yoktur, kısırlık vardır.

* Overler, Östrojeni fazla salgılarsa, armut tipi şişmanlık başlar, yani kalçalarda yağ birikir, sellülitlerde patlama olur. Kalça ve bacaklarda kalınlaşma, orantısız bir vücut ortaya çıkar.

* Fazla Östrojenin, en kötü sonucu kanser hücrelerini uyarır, tetikler. Östrojen hormonu, kanda yüksek çıkarsa , rahim ve meme kanseri için risk faktörüdür.

* Östrojen fazlalığı yağ dokusunun miktarını arttırır. Artan yağ dokusunda, testosteron denilen erkeklik hormonu da, östrojene dönüşür. Bu da, yağ dokusu miktarını daha da artırır. Sonuçta bir kısır döngü oluşur. Daha fazla östrojen, daha fazla yağ demektir.

* Hücreler uyarıldığı için, vücutta, kadınlık organlarında kanser gelişimi başlayabilir.

* Östrojen fazlalığı vücudun su ve tuz tutmasına neden olur. Yüz yuvarlaklaşır, el ve ayaklarda şişlik ve ödem gelişir.

* Östrojen fazlalığı bacak damarlarının tıkanmasına, akciğere pıhtı kaçmasına, safra kesesinde taş oluşmasına ve tansiyonda artışa sebep olabilir.
 

Kaynak : http://www.evdekieczane.net/kadinlarda-ostrojen-fazlaligi-ne-yapar.htm

Östrojen Hormonu İçeren Bitkiler

Kadınlarda, Östrojen Hormonu azaldığında veya eksildiğinde, erken menopoz, kemik erimesi, psikolojik ve ruhsal birçok sıkıntı ortaya çıkar.

Kadınlık hormonu olan, Östrojenin,menopoz döneminde azalmasıyla yerine sentetik hormonlar verilmektedir. Dışardan alınan bu hormonun yan etkileri de mevcuttur.

Östrojen Azlığı Nasıl Giderilir? Östrojen Açığı Doğal Yollardan Nasıl Kapatılır?Östrojen İçeren Bitkiler Nelerdir?

Östrojen açığını, doğal ve bitkilerle kapatmak isteyenler için, Ender Saraç östrojen içeren bitkilerle alakalı bazı tavsiyelerde bulunuyor.

Ender Saraç, Östrojen hormonu içeren bazı bitkiler ve gıdalar olduğunu söylüyor. Örneğin, Soyadan elde edilen doğal östrojen, normal östrojene göre, yan etkileri yüzlerce misli daha düşük olduğunu, kanser riski yok denebilecek kadar az olduğunu söylüyor. Soya ile beslenen toplumlarda meme kanserine pek rastlanmadığını dile getiriyor.

Östrojen Deposu Bitkiler, Östrojen içeren bitkiler

Adaçayı: Doğal östrojenler içeriyor. Ateş basması, gece terlemeleri, gibi, menopoz şikayetlerinde etkili.

Soya fasulyesi: Soyadan elde edilen ve doğal östrojen olan isoflavonlar, menopoz şikayetlerini hafifletiyor.

Civan perçemi: Doğal östrojen kaynağı olan bitki menopoz şikayetlerinin giderilmesinde çok yararlı.

Anason: İçinde belli oranda doğal östrojenler ve buna benzer maddeler var. Menopoz sıkıntılarının yanı sıra uyku bozuklukları, gaz kolit, hazımsızlık şikayetlerine iyi geliyor.

Maydanoz: Doğal östrojenler içeren maydanoz menopoz şikayetlerini gidermek için etkili.

Kızıldereli otu: Kızıldereli kadınlar belli bir yaşa geldikten sonra birtakım rahatsızlıklarını gidermek için bu bitkiyi kullanıyorlardı. Bu bitki Türkiye’de de bulunuyor.

Evening Primerose Oil (Çuha çiçeği yağı): Kızılderililer’den kalma bir bitki. Özellikle gece yatarken kullanılıyor. Bitkinin içinde östrojen yok. Ancak ateş basmaları, gece terlemeleri gibi şikayetlerin dışında egzamalara, kolesterole, kaşıntılara, adet sancılarına karşı etkili.

Kaynak : http://www.evdekieczane.net/ender-sarac-ostrojen-hormonu-iceren-bitkiler.htm

Kadınlarda Östrojen Artıran Bitki Kürü

Östrojen, bir kadınlık hormonudur. Östrojen hormonu, kadınların, genç kızlıktan, menopoz dönemi ve tüm yaşantılarında ihtiyaç duydukları, önemli  bir hormondur.

Östrojen hormonu, genç kızlarda, boy uzaması, vücut hatlarında yuvarlaklaşma, (göğüs ve kalçalarda dolgunlaşma gibi), genital bölgede kıllanma ve ergenliğin son noktası olarak adet kanamasını gerçekleştirir.

Menopoz döneminde ise, Östrojen hormonu azalır, azalması ile birlikte adet kanaması kesilir. Hal böyle olunca, ateş basması, terleme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik, depresyon, unutkanlık, halsizlik, cinsel istekte azalma, vaginada kuruma, ağrılı cinsel ilişki, kemik erimesi (osteoporoz), idrar kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar.

Kadınlar için çok önemli olan Östrojen Hormonu Nasıl Artar? Östrojen Hormonunu Artırıcı Bitkisel Tedavi Nedir?

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Östrojen Hormonunu Artırıcı Bitkisel Çözüm öneriyor.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlunun Östrojen Artırıcı Bitkisel Tedavisi:

Oğulotu Kürü:

Yaklaşık 1 su bardağı kadar su kaynatılır. Su kaynadıktan sonra içerisine 1 tutam (3-4 gram) oğulotu ilave edilir. 5 dakika kadar hafif ateşte kaynatılır. Ilıyınca süzülür ve yudum, yudum içilir.

Bu kür, günde 3-4 defa, sabah, öğle, akşam ve yatmadan önce aç karnına içilir. Her seferinde taze olarak hazırlanır. 1 ay devam edilir.

1 aylık süre tamamlandıktan sonra, günde 2 sefer olmak üzere aynı küre 1 ay daha devam edilir.

Kaynak : http://www.evdekieczane.net/ibrahim-saracoglu-kadinlarda-ostrojen-artirani-bitki-kuru.htm