Etiket Arşivi fitoöstrojen

Bitkisel hormon (fitoöstrojen) nedir ? Kanserden korur mu ?

Bitkisel hormon (fitoöstrojen) nedir ?

Kırsal yörelerde hayvan yetiştiriciler; bazı tür yonca yiyen atların tüylerinin çok parlak bir hale geldiğine, keza bazı tür bitkileri yiyen koyunların seksüel davranışlarının değiştiğine tanık olmuşlardır. Her iki olayın da nedeni bitkilerde bulunan hormon benzeri maddelerdir. Bitkisel hormonlar östrojen hormonuna benzer yapıda bitkisel maddelerdir. fitoöstrojenler (fito=bitki) insanlarda vücut östrojeninin etkisine benzer, ancak daha zayıf etki gösterirler. Fitoöstrojenlerin en yaygın ve önemli iki grubu izoflavon'lar ve lignan'lardır. İzoflavon'lar özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze, çay ve şarapta bulunur. Lignan grubu ise daha yaygındır. Tüm tahıl ürünleri, tohumlar (keten tohumu, susam, ay çekirdeği), zeytin gibi yağlı yemişler, yer fıstığı, kiraz, şeftali, erik, elma, armut, havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen, şerbetçi otu, lignan içerir. Bira yapımında kullanılan şerbetçiotundan dolayı bira lignan'dan zengindir. Şerbetçiotu tarlalarında çalışan kadınlarda fitoöstrojenin etkisine bağlı adet kanamalarının düzeninde değişmeler görülür. İsoflavon'lar ve lignan'lar güçlü antioksidandır. Kötü kolesterolün (LDL) oksitlenmesini azaltır. Vücudun antioksidan enzimlerini aktive eder. İsoflavon'lar ve lignan'ların her ikisinin de kolesterol metabolizmasını iyileştirici etkileri vardır. Her iki fitoöstrojenin kalp ve damar koruyucu fonksiyonu çok sayıda bilimsel araştırma ile kesinleşmiştir. Soya ürünlerindeki isaflavon kötü kolesterolü (LDL) yaklaşık yüzde 15 düşürmekte, iyi kolesterolü (HDL) artırmakta ve kanın akışkanlığını iyileştirmektedir. Böylece damar duvarlarının esnekliğini iyileştirdiğinden damar kireçlenmesi ve kalp enfarktüsünden de korumaktadır. Fitoöstrojen içeren besinleri bol tüketen ya da fitoöstrojen tableti alanlarda yeterli bedensel aktivitenin de olması halinde osteoporozdan da belirli ölçüde korunma olmaktadır.

 

Kanserden korur mu ?

PROF. DR. Herman Adlercreutz, kanser problemini çözmek istiyorsak beyaz ekmek yerine tahıl ekmeği yememiz gerektiğini söylüyor

Ünlü fitohormon araştırıcı Prof. Herman Adlercreutz 10 yıl önce şu öneride bulunmuştu: Eğer kanser problemini çözmek istiyorsak geçmişe gitmeliyiz ve tekrar beyaz ekmek ya da tost ekmeği yerine tam tahıl ekmeği yemeliyiz. Asya ülkeleri insanlarında yalnızca kalp-damar hastalıklarının görülme sıklığının değil, ayrıca meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri görülme sıklığının da az olması; soya gibi östrojen ve diğer koruyucu maddeleri içeren bitkisel besinlerin bol tüketilmesine bağlıdır. Örneğin yemlerine yüzde 5 oranında keten tohumu katılmış olan hayvanlarda da tümör gelişiminin etkin bir biçimde azaldığı saptanmıştır. Meme ve rahim kanseri riski yüksek olan kadınlarda (yakın akrabalarında kanser olguları olanlar) fitoöstrojenler tercih edilmektedir. Fitoöstrojenler, östrojen reseptörlerine (özel algılayıcı) bağlanarak bunları bloke ederler. Vücutta aşırı östrojen yapımı varsa bu östrojenlerin etkilerini gösterebilmeleri için özel reseptörlerine bağlanmasını önlerler. Böylece vücut östrojenlerinin aktivitesini azaltarak, aşırı östrojenin neden olabileceği yan etkileri engellerler. Vücutta yeterli östrojen olmadığında da östrojen reseptörlerine bağlanan fitoöstrojenler zayıf da olsa bir miktar östrojenik aktivite gösterirler. Ancak meme kanseri var olan bir kimseye fitoöstrojen verilmemelidir. İdeal bir anti-aging tedavisinde ömür boyu hormon desteği olmalıdır. Örneğin bir kadın menopoz şikayetlerinin aşırı olduğu ilk yıllarda doğal yumurtalık hormonları ile tedavi edilir. Sonra doğal östrojenle fitoöstrojenler kombine edilebilir. Daha sonra hafif etkili fitoöstrojenlere geçmelidir. Şu var ki, gerek konvensiyonel hormonlar, gerekse fitoöstrojenlerin kadında uygulanabilirliğine ve dozuna kesin kararı doktor vermelidir. Fitoöstrojen prostat büyümesi ve prostat kanserinden de korumaktadır. Demek ki fitoöstrojenden zengin besinleri tüketmekle vücudun kendi hormonları desteklenir ve hormon eksikliğine bağlı olumsuzluklar önlenebilir. Ancak tek başına beslenme yoluyla fitohormonlar menopoz yakınmaları ve sorunlarını gidermeye yetmeyebilir. Bu durumda ek olarak alınan fitoöstrojen tabletleri kemik, kalp-damar, cilt sağlığı ve iyi işleyen bir metabolizma için büyük yarar sağlar.
 

Kaynak : http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/08/cp/iyi101-20050102-102.html
 

Fitoöstrojenlerin menopoz semptomlarına etkileri

Menopoz dünyada tüm kadınlarda görülen bir olay olsa da, semptomlarının görülme oranı ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Yapılan bir çok çalışma menopoz semptomlarının özellikle de ateş basmasının Batı toplumlarında Asya toplumlarına kıyasla daha sık görüldüğüne işaret etmektedir. Batı ülkelerinde menopozal kadınların %80’inde ateş basması ve terlemeler görülürken, bu oranın Filipinlerde %60, Singapur da ise %19.6 olduğu gösterilmiştir. Başka bir çalışma ateş basması eğiliminin Batı toplumunda yaşayan kadınlarda %70-80, Asyalı kadınlarda ise sadece %10-20 oranında olduğunu göstermektedir.

Menopozun ilk dönemlerinde görülen ateş basması, gece terlemeleri, uyku düzensizliği gibi vasomotor semptomların görülme prevelansının Asya’da daha az olması birçok in vitro ve in vivo insan ve hayvan araştırmalarını beraberinde getirmiştir. Bu sonucu 2 teori açıklamaktadır. İlki kültürel faktörler, diğeri ise geleneksel diyetler. Asyalı kadınların geleneksel diyetleri ile fazla miktarlarda aldıkları zayıf östrojenik bileşiklerin etkisinin önemli olabileceği düşünülmektedir.

Adlercreutz ve arkadaşları Japon kadınların, Amerikan ve Finli kadınlara kıyasla 10-100 kat daha fazla fitoöstrojen tükettiklerini açıklamışlardır. Bunun sonucunda diyet fitoöstrojenlerinin menopoz semptomlarını hafiflettiği kanısına varılmıştır. Bu sonuçlar hormon yerine koyma tedavisi (HRT) almak istemeyen, bunun yerine menopoz semptomları için alternatif terapi yöntemleri arayan menopozal kadınlar için fitoöstrojen tüketimi bir alternatif olabileceği savunulmaktadır.

Sıcak basması, östrojen kullanımının azalmasına bağlı olarak santral termoregülatör sistemin disfonksiyonuyla ilişkili menopozun en sık görülen primer semptomudur. Menopoz semptomları üzerine yapılan araştırmaların çoğu ateş basması üzerinde yoğunlaşmıştır.

Fitoöstrojen suplementasyonun ana sebebi peri ve post menopozal kadınlarda menopoz vasomotor semptomlarının azaltılmasına yöneliktir. Soya isoflavonlarının bu etkisinin menopozda hormanal seviyeleri değiştirmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Yapılan bir çalışmada 60 mg soya protein isolatı alan postmenopozal kadında sıcak basmalarının %45 oranında azaldığı kaydedilmiştir.

2000 yılında yapılan bir çalışmada ise 177 postmenopozal kadına uygulanan 50 mg total soya isofalvonunun ateş basması sıklığını ve şiddetini ilk 2 haftada düşürürken, 4 haftanın sonunda placebo grubunda bir değişikliğin olmadığı açıklanmıştır.

Markıs ve arkadaşlarının Avustralya da 58 postmenopozal kadın üzerinde yürüttüğü bir çalışmada günde 45 g soya ununun sıcak basmalarını %40, buğday ununun ise %25 oranında azalttığını saptanmış, soya unuyla oluşan azalmanın buğday unuyla oluşan azalmadan 6 hafta önce gerçekleştiği açıklanmıştır.

Albertazzi ve arkadaşlarının 104 postmenopozal kadın üzerinde yürüttükleri bir çalışmada 60 g soya protein izolatı tüketen 104 postmenopozal kadında ateş basmasının 3 haftada %26, 4 haftada %33, 12. haftanın sonunda ise placebo nun %30 iken % 45 oranında azaldığı saptanmış.

Bir başka çalışmada 145 postmenopozal kadın üzerinde 12 hafta soya fitoöstrojenlerinden zengin diyet tüketiminin menopozal semptomlar, fitoöstrojenlerin serum düzeyleri, ve seks hormon bağlayıcı globulin (SHBG) nin seviyeleri incelenmiş. Control grubuna kıyasla fitoöstrojenlerin serum seviyeleri artmış, sıcak basması, vajinal kuruluk gibi menopozal semptomlarda azalma görülmüş ve serum SHBG nin önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir.

77 postmenopozal kadın üzerinde yapılan bir araştırmada ise 70mg daidezein ve genisteinin sıcak basmalarını %61 oranında azalttığı, placebo da ise %21 azaldığı açıklanmıştır.

Soya kullanımı ile ilgili en önemli düşüncelerden biri ise, menopozal kadınlarda diğer yaygın risk faktörlerine karşı yararlı etkileri olmasıdır. Bir çok çalışma menapoz semptomları için kullanılan östrojen yerine koyma tedavisinin endometriyal hücre proliferasyonunu arttırıp endometriyal kanser riskini arttırdığı, ve serum trigliserit seviyelerini yükselttiğini açıklamaktadır. Bunun yanında, isoflavonlardan zengin soya proteini ve isoflavon isolatlarının endometriyum hücre proliferasyonuna bir etkisininin olmadığı, çeşitli kanser türlerini önlemeye yardımcı olabileceği, trombin oluşumunu ve platelet agregasyonunu inhibe edip aterosiklerosisi önleyebileceği söylenmektedir.

Her ne kadar fitoöstrojenlerin menopoz semptomları üzerine olumlu etkilerini açıklayan çalışmalar olsa da bunlarının hala sayıca yetersiz ve net olmaması yeni ve uzun dönem çalışmaların yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

KAYNAKLAR

1. Patricia Leon, Peter Chedravi, Luis Hidalgo, Fernando Ortiz. Perceptions andd attitudes toward the menopause among middle aged women from Guayaquil, Ecuador. Maturitas 57: 233-238, 2007.
2. Bih – Ching Shu, Wei – Ming Luh, Shih – Ming Li, Shin – Yi Lu. Self concept and menopause among mid-life women: A survey in southern Taiwan. Maturitas 57: 132-138, 2007.
3. Seveine Sabia, Agnes Fournier, Syluie Mersine. Risk of onset of menopausal symptoms in periods surrounding menopause. Maturitas 58: 340-347, 2007.
4. Judith Wylie – Rosett. Menopause, micronutrients and hormone therapy. Am J Clin Nutr 81: 1223-31, 2005.
5. John Eden, Fracog, Mrcog, Crei, Phytoestrogens and the menopause. Bailliere’s Clinical Endocrinology and Metabolism, Vol.12, No.4, 1998.
6. Hazel A. Philp, Lac. Hot flashes _ a review of the literature on alternative and complementary treatment approaches. Altern Med Rev 8 (3): 284-302, 2003.
7. Jae Seok Hong, Sang – Wook Yi, Hee Chung Kang, Sun Ha Jee, Hyung Gon Kang, Gombojav Bayasgalan, Heechoul Ohrr. Age at menopause and cause – specşfşc mortality in South Korean women: Kangwha Cohort Study. Maturitas 56: 411-419, 2007.
8. Barbara B. Sherwin. Estrogen and cognitive functioning in women. Endocrine reviews 24 (2): 133-151, 2003.
9. M. Gina Glazier, Marjorie A. Bowman. A review of the Evidence for the use of phytoestrogens as a replacement for traditional estrogen replacement therapy. Arch Intern Med. 161: 1161-1172, 2001.
10. Jeffrey A. Jice, Bruce Ettinger, Kris Ensud. Phytoestrogens supplement fort he treatment of hot flashes: The ısoflavone clover extract (ICE) study. JAMA 290: 207-214, 2003.
11. Amnon Brzezinski, Ayelet Debi. Phytoestrogens: The " natural " selective estrogen receptor modulators? Europen Journal of Obstetrics & Gynecology and Reproductive Biology 85: 47-51, 1999.

Dyt. Asuman AKÇAY

 Kaynak : http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_2178.htm

Östrojen İçeren Bitkiler: Fitoöstrojen İçeren Bitkiler

Doğal Östrojen İçeren Bitkiler: Fitoöstrojenler

Bu yazımızda size doğadaki östrojen içeren bitkilerden bahsedeceğiz

Özellikle menopoz dönemi rahatsızlıklarının başlıca sebeplerinden olan östrojen eksikliğini gidermek için, bitkilere başvurmak ister misiniz?

Östrojen İçeren Bitkiler Nelerdir?

Daha önceki östrojen içeren bitkiler konulu yazımızda Ender Saraç, östojen içeren bitkileri şöyle sıralamıştı: Soya fasulyesi, civar perçemi, anason, maydanoz, kızılderili otu. ( Okumak için tıklayınız: Ender Saraç östrojen hormonu  içeren bitkiler)

Fitoöstrojenler: İsoflavon’lar ve lignan’lar

Bitkisel hormonlar östrojen hormonuna benzer yapıda bitkisel maddelerdir. fitoöstrojenler (fito=bitki) insanlarda vücut östrojeninin etkisine benzer, ancak daha zayıf etki gösterirler. Fitoöstrojenlerin en yaygın ve önemli iki grubu izoflavon’lar ve lignan’lardır. İsoflavonlar, kimyasal olarak östrojene benzerdirler, ama etkileri biraz daha azdır.

Östrojen İçeren Bitkiler ve Yiyecekler

İzoflavon’lar: soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye ve çayda bulunur. Soya fasulyesi, bu alanda ilk akla gelen bitki. Soyanın  günümüzde fito-hormon yapı taşlarını en yoğun içeren bitki olduğu ve östrojene benzer bir etki gösterdiği söylenmektedir.

Lignan grubunun ise daha geniş olduğunu söyleyebiliriz. Tüm tahıl ürünleri, bazı tohumlar (keten tohumu, susam, ay çekirdeği), zeytin gibi yağlı yemişler, yer fıstığı, bazı meyveler (kiraz, şeftali, erik, elma, armut), havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen ve şerbetçi otu.
Örnek vermek gerekirse Keten tohumunun 100 gramında 240.6 mg doğal östrojen bulunur.